BOLU KAPLICALARI

BOLU KAPLICALARI

Sarot,sarot  termal,sarot termal vadi,sarot vadi,sarot palace,sarot termal palace,palace,sarot palas,sarot country,sarot termal country,country,sarot vadi,sarot otel,sarot termal otel,otel,burj,al,babas,burj al,burj al babas,sarot babas,thermal,bolu,bolu sarot,bolu sarot termal,bolu sarot termal vadi,bolu sarot termal palas,bolu termal palas,sarot babas,termal,sarot kaplıcaları,sarot termal kaplıcaları,sarot termal otel bolu,Mudurnu termal,Mudurnu termal otel,bolu Mudurnu termal,sarot devremülk,sarot termal devremülk,bolu devremülk

Yeşil ve mavinin kucaklaştığı, birlikte uyuyup uyandığı, rüzgârın başı dumanlı dağlarda efsanelerin en dramatiklerinden birini hâlâ fısıldadığı, binlerce yıldır bir çok uygarlığın filizlenip boy attığı ve meyvelerini bıraktığı şehirdir Bolu.
Bolu’nun, tabiat, insan ve tarihin el ele verip yoğurduğu güzelliklerini görmek, dağların söylediği Köroğlu türkülerini işitmek isteyenlerin şehre ulaşması hiç de zor değil. Bolu, Ankara ve İstanbul’un neredeyse tam ortasında bu iki merkezi birbirine bağlayan ana yolun üstündedir.

TARİHÇE: Yazılı belgeler, arkeolojik eserler ve tarihî kaynaklara göre, Bolu’nun tarihi, Bithynialılar ile başlamaktadır. Sırasıyla Romalılar, Bizanslılar, Selçuklular ve Osmanlılar Bolu ve çevresine hakim olmuşlardır.
Bolu yöresine Osmanlı akını ilk kez Osman Gazi tarafından başlatılmış, Bolu yöresinin tümüyle fethedilmesi ise Orhan Gazi döneminin ilk yıllarına (1324 -1326) rastlamıştır. Mustafa Kemal Paşa önderliğinde yapılan Millî Mücadele sonunda Bolu, 10 Ekim 1923’de yeni düzenlemeler çerçevesinde vilayet haline getirilerek yeni bir yönetime kavuştu.

COĞRAFYA: Topraklarının yarıdan fazlası ormanlarla kaplı olan Bolu’nun yüzey şekillerinde dağlar, platolar ve ovalar önemli yer tutar. Önemli dağları güneyde Bolu Dağları, Abant Dağları, kuzeyde Sünnice Dağları, Çele Doruğu, Gerede’nin kuzeyinde Arkot ve Göl Dağları’dır. En güneyde ilk iki sıradan daha yüksek olan ve genel olarak Köroğlu Dağları adı verilen volkanik dağlar uzanır.

Yöre, yağış zenginliği ve eğimlerin çokluğu nedeniyle irili ufaklı doğa ve baraj gölleri açısından zengindir. İldeki göllerden bazıları, Abant, Yedigöller, Gölcük, Yeniçağa, Çubuk, Sünnet, Karagöl, Karamurat, Sülük, Gölköy, Aladağ ve Saraycık’tır.

Bolu ilinin ilçeleri; Dörtdivan, Gerede, Göynük, Kıbrısçık, Mengen, Mudurnu, Seben ve Yeniçağa’dır.

Dörtdivan: İlçede Yağbaşlar Köyün’de Bizans kale kalıntıları vardır. Yukarısayık ve Sorkun köyleri arasında bir tepede Himmet Dede Türbesi, Kılıçlar köyünde Kırklar Türbesi, Çalköy’de Şehriban Nine Türbesi, Merkez Camii yanında Secamehmet Dede Türbesi bulunmaktadır. Ayrıca Yağbaşlar Köyü Mürseller mahallesinde Ayvadibi Şifalı Suyu bulunur. Her yıl Temmuz ayı içinde Dörtdivan yaylalarında Köroğlu Şenlikleri yapılmaktadır.Çalköy, Çetikören, Karaçayır, Kapaklı ve Kirazlı en önemli yaylalarıdır.

Gerede: Asar Kale, Keçi Kalesi Kalıntıları, Kiliseli Han diye bilinen tarihi tüccar hanı, Yukarı Tekke Camii, Aşağı Tekke Camii Türbesi, Yıldırım Beyazıt Camii, Esentepe’deki Ramazan Dede Türbeleri, gezilip görülebilecek tarihi eserler ve yerlerdir. Esentepe bölgesinde kışın kış sporları ve kayak yapmak mümkündür. Ayrıca yaz aylarında çim kayağı yapma imkanı vardır. Her yıl Temmuz ayı içinde Esentepe’de geleneksel “Esentepe Yağlı Güreşleri” yapılır.Şehrin kuzeyinde Esentepe, Arkut Dağlarında yaylalar başlıca mesirelik alanlardır. Özellikle Gerede Yaylaları yayla turizmine çok uygundur. Gerede’nin güneyinde ise 1200 – 1500 m. yüksekliklerde bulunan yaylalardan en önemlileri Haşat ve Zorpan yaylalarıdır.

Göynük: 20. yüzyıl başlarına ait eski Türk evleri bakımından zengindir. Göynük İlçesi, sahip olduğu 110 adet tarihi konut, 17 cami, türbe, çeşme ve hamam olmak üzere toplam 127 adet sivil mimarî eser sebebiyle “Kentsel Sit Alanı” ilân edilmiştir. Göynük’te ayrıca 1922 yılında yapılan 3 katlı Zafer Kulesi bulunmaktadır. Çubuk Yaylası, Arıkçayırı Yaylası, Bulanık Yaylası, Değirmenözü Yaylası, Hacımahmut Yaylası en önemli yaylalarıdır. Sünnet Gölü, Çubuk Gölü ve Çatak Köyü Kaplıcası görülmesi gereken turistik yerlerdir.

 

Sarot,sarot  termal,sarot termal vadi,sarot vadi,sarot palace,sarot termal palace,palace,sarot palas,sarot country,sarot termal country,country,sarot vadi,sarot otel,sarot termal otel,otel,burj,al,babas,burj al,burj al babas,sarot babas,thermal,bolu,bolu sarot,bolu sarot termal,bolu sarot termal vadi,bolu sarot termal palas,bolu termal palas,sarot babas,termal,sarot kaplıcaları,sarot termal kaplıcaları,sarot termal otel bolu,Mudurnu termal,Mudurnu termal otel,bolu Mudurnu termal,sarot devremülk,sarot termal devremülk,bolu devremülk

 

Kıbrıscık: Yaylaları ile ünlüdür. Köroğlu Dağlarının güney yamaçlarındaki düzlük alanlarda yer alan yaylalardan Belen, Karaköy, Kökez, Bölücekkaya, Kardoğan ve 1825 m. yükseklikte bulunan Devevira en önemlileridir. Kıbrısçık- Beypazarı yolu üzerinde bulunan Karagöl, bir hektar genişliğinde oldukça derin bir göldür. Çevresi tamamen ormanlık olan gölde kamp yapmak için çok güzel yerler vardır. Gölde çok sayıda yaban ördeği olmasından dolayı avcıların uğrak yeridir. Göl kenarında bulunan bungalov tipi evlerde konaklama imkânı vardır.

Kıbrıscığın yükseldikçe yeşile boyanan coğrafyası içinde Çökeren Deresi ve çayırı, bugün pek az sayıda ziyaretçinin uğradığı mesire yerlerinden biri. Pırıl pırıl akan çayın kenarında oturup tüm dertlerden sıyrılmamak olası değil.

Mengen: Mengen ormanlık bir bölgedir ve yüksek yaylaları bulunmaktadır. Başlıcaları; Soğucak, Akçakoca, Bürnük, Sırıklı, Çukur Yayla, Göl Yaylası, Aktepe, Ağalar, Küçükkuz, Civcivler, Mamatlar, Elemen ve Afşar Yaylalarıdır. Ödek, Kemal Savaş, Şirinyazı ve Hızarderesi Göletleri önemli mesire yerleridir. Mengen’in en büyük özelliği; çok ünlü aşçılar yetiştirmesidir. Her yıl Eylül ayının ilk haftasında geleneksel “Mengen Aşçılar ve Turizm Festivali” düzenlenmektedir.

Mengen ilçesindeki Hızardere Kanyonu içinde irili ufaklı çağlayanlar ile bir de (çavlan) şelale bulunmakta. Bu çağlayanlar kanyon içinde akan Hızarderesi’ne kavuşuyorlar, dere etrafında oluşan mikro iklim sayesinde bitkiler tıpkı tropik alanlarda olduğu gibi devasa boyutlara ulaşmış.

Mudurnu: İl merkezine 52 km uzaklıktaki Mudurnu İlçesi eski Türk evleri bakımından önemli bir özelliğe sahiptir. İlçede bulunan 165 adet ev ve 8 Cami, çeşme ve hamam olmak üzere toplam 173 adet mimari değeri yüksek yapı nedeniyle “Kentsel Sit Alanı” ilan edilmiştir. Türk sivil mimarisinin en güzel örneklerinden biri ise “Armutçular Konağı” dır. İlçe sınırlarındaki Sülük Gölü, Karamurat Gölü, Ümran Tepesi ve yaylalar halkın dinlenme yerleridir. Mudurnu ilçemizde son yıllarda tarihi konaklar turizme açılmış olup, ilçeye gelen turistlerin konaklama ve yeme-içme ihtiyaçlarını karşılayacakları hale getirilmiştir.

Mudurnu’ya 5 km. mesafede bulunan Babas Kaplıcası’nın metabolizma hastalıkları ve hafif diabetliler üzerinde olumlu etkileri vardır. Konaklama tesisi bulunmaktadır. Mudurnu’nun 30 km. kuzeybatısında yeralan Sarot Kaplıcası Taşkesti – Ilıca Köyü hudutları içerisindedir. Bolu ili dahilinde bulunan bütün maden sularından ayrı bir özellik taşıyan kaynak, sıcak ve sülfatlıdır.

Seben: İl merkezine 52 km uzaklıktaki Seben İlçesi Kiraz Dağı çevresinde toplanmış, ortalama 1400 m. yükseklikteki yaylalarla çevrilidir. Bu yaylaların en önemlileri Gerenözü ve Kızık yaylalarıdır. Kızık Yaylasının evleri, değişik mimarisiyle dikkati çeker. Bu evler hiç çivi kullanmadan, çam ağaçlarından çatkılı, kenetleme ve birbirine geçme şeklinde yapılmıştır. Yerden yüksekçe yapılmış merdivenler, geniş ocakları ve kendine özgü eşyaları ile bu evler değişik özellikler taşırlar. Seben İlçesinin 14 km. güneyinde, Kesenözü Köyünde bulunan Bağlum Kaplıcaları mide, safra kesesi, solunum ve dolaşım bozukluklarında olumlu etkileri olduğu bilinmektedir.

Yeniçağa: İl merkezine 37 km uzaklıktaki Yeniçağa İlçesi Ankara-İstanbul karayolu üzerindedir. İlçenin hemen kıyısında uzanan Yeniçağa Gölü kıyı boyunca uzanan ağaçları ile güzel bir mesire yeridir. Gölde tatlı su balıklarından karabalık avlanabilir.

TURİZM
Antik Kentler: Arkeolojik verilere göre Bolu ovasındaki ilk yerleşim M.Ö. 3. bine kadar uzanmaktadır. Şehir merkezindeki tepelerde kurulmuş olan Bithynium-Claudiopolis şehrinin tarihi ise 1978 yılında Hisartepe kazısında ortaya çıkan bulgulara göre, M.Ö. 7. yüzyıla kadar gitmektedir. Çeşitli yıllarda yapılan kazılarda Antinous Tapınağı ve tiyatroya ait olduğu sanılan parçalarla, çeşitli dönemlere ait sikkeler, kaplar, şişeler, heykeller ve mezar stelleri bulunmuştur. Bu eserler halen Bolu Müzesi’nde bulunmaktadır. (Eski Yerleşim Bölgesi) Seben İlçesine bağlı ve birbirlerine çok yakın olan Çeltik Deresi, Hoçaş, Kaşbıyıklar ve Yuva köylerinde derin vadiler boyunca yükselen kaya kitlelerinin yüzeyinde bir kaç katlı kaya evlerine rastlanmaktadır. Gerede’nin Örencik Köyü’nün güneydoğusundadır. Çevrede arazi üzerinde bol miktarda Bizans seramiği görülmekte, bu da kalenin Bizans dönemine ait olduğunu göstermektedir. Ayrıca kale üzerinde kuzeye bakan bir mağara da mevcuttur.

Camiler: Bolu’da bulunan Büyük Cami (Yıldırım Beyazıt Cami), Kadı Cami, Saraçhane Cami, İmaret Cami, Ilıca Cami, Ilıca Cami, Süleyman Paşa Cami, Yıldırım Cami, Kanunî Cami, Yukarı Tekke Cami, Eskiçağa Yıldırım Cami görülmeye değer eserledir.
Tokad-i Hayreddin Türbesi, Akşemseddin Türbesi, Ömer Sekkin Türbesi, Aşağı Tekke Türbesi, Ümmi Kemal Türbesi, Kasım Dede Türbesi, Babahızır Türbesi başlıcalarıdır.

Han ve Hamamlar: Bolu merkez Büyük Cami mahallesinde bulunan Taşhan, 1804 yılında Abdullah Ağa tarafından yaptırılmıştır. 1389 yılında Yıldırım Beyazıt tarafından yaptırılmıştır. Çifte hamam tarzında yapılan hamamın iç mekanlarında zengin süslemelere yer verilmiştir. İl merkezindedir. 16. yüzyılda Tavil Mehmet Paşa tarafından yaptırılmıştır. İki bölüm olan hamamın iç mekanları mermerlerle kaplıdır. 16. yüzyılda Sokullu Mehmet Paşa tarafından çifte hamam tarzında yaptırılmıştır. İl merkezindedir.

Göynük İlçesinde bulunan hamam, 1335’li yıllarda Gazi Süleyman Paşa tarafından yaptırılmıştır. Mudurnu İlçesinde bulunan hamam, aynı adla anılan caminin yanındadır. Aynı devirde yapılan hamamların en güzellerindendir. 1382’de yaptırılmıştır. Erken dönem Osmanlı hamamlarının en orijinal örneklerinden biridir. Hamam taç kapısı ve kubbe geçişleriyle dikkat çekicidir. İlimiz Yeniçağa İlçesine bağlı Eski Çağa Köyünde bulunmaktadır. 1388 yılında Yıldırım Beyazıt adına yapılan hamam, mimari bakımdan önemli bir eserdir. Gerede İlçesi Kitirler mahallesinde yer alan hamam 14. yy. sonlarında moloz taştan yapılmıştır.

Sivil Mimari: “Kentsel Sit Alanı” olarak ilan edilmiş bulunan Göynük, eski Türk Evleri bakımından zengindir. Burada bulunan evler 20. yüzyıl başlarına aittir. Bazı evlerin oturma odalarında çeşitli motiflerle süslenmiş tavanlar bulunmaktadır. Evlerin önünde genellikle “Hayat” adı verilen avlular da yer almaktadır. Kentsel Sit Alanı ilân edilen Mudurnu, eski Türk evleri bakımından önemli bir özelliğe sahiptir. Sivil mimari özellikleri açısından Göynük evlerine benzerlik gösteren, ilçenin tarihi ve kültürünü yansıtan bu evler korumaya alınmıştır.

Korunan Alanlar:
Yedigöller Milli Parkı, Bolu Tabiat Koruma Alanları, Abant Gölü Tabiat Parkı

Kaplıcalar: Şehir merkezine 5 km. mesafede, Karacasu mevkiinde bulunan kaplıcalar çevresi ormanlarla kaplı nezih bir dinlenme yeridir. Termal turizm merkezi olan bölgede termal otel ve büyük kaplıca, küçük kaplıca ve Sağlık Bakanlığı’na ait fizik tedavi ve rehabilitasyon hastanesi olmak üzere üç birim hizmet vermektedir. Doğal kaynaklı olan bu kaplıcalar, romatizma hastalıklarına, deri, dolaşım ve kalp, solunum yolu, kadın, sindirim sistemi, böbrek ve idrar yolları, kemik ve kireçlenme hastalıkları, metabolizma bozukluklarına iyi gelmektedir.

Karacasu Termal Turizm Merkezi (Sağlık Turizmi) Mudurnu’ya 5 km. Mesafede bulunan kaplıca suları, travertenler arasından çıkmaktadır. 18 yataklı bir tesis bulunmaktadır. Kaplıca suyu metabolizma hastalıkları ile romatizma, kadın, sindirim ve böbrek rahatsızlıkları üzerinde olumlu sonuçlar vermektedir. Mudurnu’nun 30 km. kuzeybatısında Ilıca köyü hudutları içerisindedir. 66ºc sıcaklığındadır. 1500 yılı aşkın süredir kullanılmaktadır. Tarihî bir hamam vardır. Acı sular grubuna girmektedir. İçme kürü şeklinde kullanıldığında idrar yolu ve böbrek rahatsızlıklarına, banyo olarak kullanıldığında ise romatizma hastalıklara iyi gelmektedir. Kaplıca yanında küçük bir konaklama tesisi bulunmaktadır. Bağlum kaplıcaları, Seben ilçesinin 14 km. Güneyinde, Kesenözü köyünde bulunur. Kaplıca suyu banyo olarak yüzyıllardır kullanılmaktadır. Mide, safra kesesi, solunum ve dolaşım bozukluklarında olumlu etkileri olduğu bilinmektedir. Kaplıcada özel şahıslar tarafından işletilen pansiyonlar bulunmaktadır. Göynük ilçesinin 30 km. güneydoğusunda dik yamaçlar arasında çok güzel bir vadide, Himmetoğlu Köyü yakınındadır. Kaplıcanın romatizma, siyatik gibi rahatsızlıklara iyi gelmektedir. Çevrede bulunan kalıntılardan Romalılardan beri kullanıldığı düşünülmektedir.

Göller:
Abant Gölü: Abant Gölü Bolu’nun 34 km. Güneybatısında Abant Dağları üzerinde oluşmuş bir krater gölüdür. Yeraltı suları ile beslenir. Abant Gölü çevresi flora ve fauna bakımından oldukça zengindir. Gölde bulunan ünlü Abant alabalığı yılın belirli zamanlarında, belirli bir ücret ödeyerek avlanabilir. Yöre ormanları geyikler için en uygun yaşam ortamıdır. Göl çevresindeki ormanlarda tavşan, tilki, çakal, kurt, ayı, domuz, karaca, gelincik, geyik gibi av hayvanlarıyla şahin, doğan, atmaca görülmektedir. Piknik, kamping, sportif olta balıkçılığı, yürüyüş , tekneyle, faytonla, atla gezinti ve kışın doğal buz pateni bu tabiat parkının vazgeçilmez aktiviteleridir. Göl etrafında konaklama ve yeme-içme tesisleri bulunmaktadır.

Gölcük: Bolu’nun 13 km. güneyinde suni olarak yapılmış bir set gölüdür. Etrafı çam ve köknar ağaçları ile kaplı gölün kar altındaki görüntüsü muhteşemdir. Gölün hemen kenarında Orman Bakanlığı’nın misafirhanesi ile bir kır gazinosu vardır. Göl ve etrafı orman içi dinlenme yeri olarak Batı Karadeniz Millî Parklar Bölge Müdürlüğü denetimindedir.

Gölköy: Bolu’nun 10 km. batısındadır. Bolu ovasını sulama amacıyla yapılmıştır. Çevresi ormanlarla kaplı olan sazan ve alabalık vardır. Şehir merkezine yakınlığı ve ulaşım kolaylığı nedeni ile piknik yapmak ve olta ile balık avlamak isteyenler tarafından çok elverişlidir.

Sünnet Gölü: Göynük’ün 27 km. doğusundadır. Fevkalade güzelliğe sahip olan gölde çok lezzetli mercan ve alabalıklar mevcuttur. Olta balıkçılığı ile bu balıkların avlanması serbesttir. Sünnet gölünde konaklama ve yeme-içme hizmeti veren bir tesis bulunmaktadır. Göl etrafında; piknik, yürüyüş, koşu ve bisiklet sporu yapabilme imkanı vardır.

Sarot,sarot  termal,sarot termal vadi,sarot vadi,sarot palace,sarot termal palace,palace,sarot palas,sarot country,sarot termal country,country,sarot vadi,sarot otel,sarot termal otel,otel,burj,al,babas,burj al,burj al babas,sarot babas,thermal,bolu,bolu sarot,bolu sarot termal,bolu sarot termal vadi,bolu sarot termal palas,bolu termal palas,sarot babas,termal,sarot kaplıcaları,sarot termal kaplıcaları,sarot termal otel bolu,Mudurnu termal,Mudurnu termal otel,bolu Mudurnu termal,sarot devremülk,sarot termal devremülk,bolu devremülk

Akkayalar: Bolu’nun 10 km. güneyinde, Mudurnu yolu üzerinde bulunan travertenler, Bolu’nun Pamukkalesi olarak görülmeye değer bir güzelliğe sahiptir. Akkayalardan çıkan maden suyu değişik bir tatta ve 20ºc sıcaklığında olup, modern tesislerde şişelenerek tüketime sunulmaktadır.

Yaylalar: Bolu’nun 25 km. güneyindeki dağ yamaçları üzerinde, orman alanları arasında yer alırlar. Yemyeşil düzlükleri ile piknik için de ideal olan bu yaylalar çevresinde bulunan Orman İşletme Tesisleri, Aladağ İzcilik Kampı ve Göleti ile göz kamaştırıcı güzellikler sergilerler. Kamp imkanlarının da olduğu başlıca yaylalar, Değirmenözü, Sarıalan, Gölcük, Ardıçtepe ve Üstyaka Yaylalarıdır. Bolu’nun kuzey yakasındaki dağların arkasında yer alır. Kirazları ile ünlü olan bu yayla etrafında meyve bahçeleri vardır. Her yıl geleneksel kiraz bayramı şenlikleri yapılır. Gerede’nin güneyinde 1200 – 1500 m. yüksekliklerde bulunan bu yaylalar, Haşat, Zorpan ve doğu Köroğlu Dağları üzerinde bulunan Dörtdivan yaylalarıdır. Köroğlu Dağları’nın güney yamaçlarındaki düzlük alanlarda bulunurlar. Belen, Karaköy, Kökez, Bölücekkaya, Karadoğan ve 1825 m. yükseklikte bulunan Devevira en önemli yaylalardandır. Mengen İlçesi’nin doğusunda yer alan başlıca yaylalar; Sarıklı, Soğucak, Mile, Sepetçiler, Çelebioğlu ve Çiftçatak yaylalarıdır. İlçenin kuzeyi ve Abant Gölü güneyinde yer alırlar. Dedeler, Alpağut, Dodurga ve Dağyolu yaylaları en önemlileridir. 1000-1500 m. arasında da bir şeritte sıralanan yaylaların en önemlileri Karabey ve Kaşıkçı yaylalarıdır. Kiraz Dağı çevresinde toplanmış, ortalama 1400 m. yükseklikte olan bu yaylaların en önemlileri Gerenözü ve Kızık yaylalarıdır. Kızık Yaylasının evleri, değişik mimarisiyle dikkati çeker. Bu evler hiç çivi kullanmadan, çam ağaçlarından çatkılı, kenetleme ve birbirine geçme şeklinde yapılmıştır. Yerden yüksekçe yapılmış merdivenler, geniş ocakları ve kendine has eşyaları ile bu evler oldukça değişik özellikler taşırlar.

Sportif Etkinlikler: Esentepe : Gerede’nin kuzeyinde 1.300 m. yükseklikte kış sporları ve kayak imkanına sahip üç yıldızlı Esentepe Oteli’nin bulunduğu bir yerdir. Tüm ilçeye hakim mükemmel bir manzaraya sahip olan otelde çim kayağı da yapmak mümkündür. Asırlık çam ağaçlarının bulunduğu Esentepe’ye bu isim bölgenin sürekli esmesi nedeniyle Atatürk tarafından verilmiştir.

Kartalkaya: Kartalkaya Kayak Merkezi Bolu’nun dört yanını kuşatan orman tabakası ve zengin bitki örtüsü, beraberinde çok çeşitli av hayvanlarının bulunmasını sağlar. Ormanlık alanlarda, ayı, vaşak, yaban domuzu, geyik, karaca, kurt, sansar, tilki, porsuk, tavşan, kokarca, gelincik, kunduz ve sincap gibi kara hayvanları ile keklik, üveyik, bıldırcın, çil, toy, turna, çulluk, güvercin gibi av kuşları ve atmaca, şahin, kartal gibi yırtıcı kuşlar sıklıkla görülmektedir.

Ayrıca bir çok gölü bünyesinde barındıran Bolu, sportif olta balıkçılığı için ideal bir bölgedir. Abant Gölü, Gölcük, Gölköy Barajı, Yedigöller, Aladağ gölünde bulunan çok lezzetli alabalık, sazan, mercan ve gümüş balıkları olta ile avlanabilmektedir. Yamaç paraşütü için Abant Dağları’nda çok uygun yerler mevcut olup, yaz aylarında büyük şehirlerden bu sporu yapmak isteyenler için Abant’a turlar düzenlenmektedir.

Yamaç paraşütçülerinin, özellikle yeni öğrenenlerin kendilerini rüzgara bıraktıkları yerlerden biri Abant’ın yaylaları. İşte uçmadan önce paraşütlerini sınayan paraşütçüler.

ULAŞIM: Ankara-İstanbul arası TEM otoyolu ve D-100 karayolu Bolu’dan geçmektedir. Bu nedenle karayolu ile ülkenin her yanına ulaşım kolaydır. Şehrin çevresinde bulunan tarihi ve turistik yerlere otobüs ve dolmuşlarla gidilebilir. Bolu Otogarının kent merkezine uzaklığı 1 km’dir.
Otogar Tel : (+90374) 215 37 13

YEME İÇME: Bolu’nun fındık şekeri, çikolatası, çam balı, kaymağı, tereyağı ünlü tatlılarıdır. Kabaklı gözleme yöreye özgü hamur işidir.
Mudurnu’nun saray helvası, köpük helvası, Göynük’ün şeker fasulyesi Seben’in elması, üzümü, Mengen’in peyniri yörenin tadılmaya değer yiyecekleridir.

ALIŞVERİŞ: Bolu’nun çam kolonyası, fındık şekeri, Bolu çikolatası, çam balı, kaymağı, tereyağı, kabaklı gözlemesi; Mudurnu’nun saray helvası, köpük helvası, ipek oyaları; Gerede’nin deri ve bakır eşyaları; Göynük’ün şeker fasulyesi, el dokumaları; Seben’in elması, üzümü; Mengen’in peyniri; Kıbrıscık’ın pirinci, el dokuması torbaları ve kilimleri, hediyelik olarak satın alınabilir.

Atatürk Bolu’ya 17 Temmuz 1934 tarihinde gelmiş, Halkevinin hatıra defterine şunları yazmıştır; “Bolu Halkevinde bir gece kaldım. Bolu’nun güzelliğinden, halkın coşkun sevinçlerinden çok mütehassis oldum.”  Gazi Mustafa Kemal

 

Bolu – Mustafa Kemal Paşa ilişkileri, Erzurum Kongresi sırasında başladı. 23 Temmuz 1919’da Erzurum’da, 4 Eylül 1919’da Sivas’daki milli kongreler, bunlara ait metinler, telgraf yolu ile Bolu Mutasarrıflığı’na ulaştırıldı. Hey’et-i Temsiliye Başkanı olarak, Sivas’tan bir çok talimat, Mutasarrıf Ali Haydar Bey’e, Müdafaa-ı Hukuk Cemiyeti’ne iletilmiştir.

 

Damat Ferit Paşa hükümeti ile bağlantının kesilmesi de M. Kemal Paşa’nın isteği üzerine gerçekleştirilmiştir. Ayrıca, Dertli Gazetesi ve asayişle ilgili dilekler de Sivas’ta M. Kemal Paşa’ya duyurulmuştur. Bolu ile Adapazarı arasındaki Akyazı’da meydana gelen başkaldırma esnasında, İzmit, Adapazarı, Düzce ve Bolu yöneticilerinin sık sık dikkati çekilmiştir.

 

Mutasarrıf Ali Haydar- M. Kemal Paşa görüşmeleri de, 1920 yılı içinde devam etmiştir. Sonraki Mutasarrıf Halil Bey de Bolu-Ankara ilişkilerini titizlikle ve zaman kaybetmeksizin devam ettirmiştir. 1921-1922 yılında, Bolu-M. Kemal teması yine tel görüşmeleri yolu ile sürdürülmüştür.

 

Türkoğlu Gazetesinde yer alan bu haberler şöyledir: “Gâzilik ve mareşallik ünvan ve rütbelerinin tevcihi üzerine, Bolu Gençler Birliği Riyâseti tarafından Başkumandan Gâzi Mustafa Kemal Paşa Hazretlerine hitâben çekilen tebrik telgrafnâmesine cevaben Müşarünileyh Hazretleri tarafından şeref-vârid telgrafnâme sureti ber-vech-i zır derc-i sütûn mefâharet olunur: Bolu Gençler Birliği Riyâsetine, Tebriklerinize samimâne teşekkür ederim.”

 

28.9.1921 “T.B.M.M. Reisi ve Başkumandan M.Kemal B M M Reisi Başkumandanlık Cânib-i Âlisine, Bugün Bolu Himaye-i Etfal Cemiyeti (Çocuk Esirgeme Kurumu) tarafından vatan ve memleket yolunda hayatlarını fedâ eden şehidlerin bıraktıkları evladlarımızla cebhede bulunan sevgili askerlerimizin yavrularından 186 çocuğun Memleket Hastahanesinde sünnetleri yapılmıştır.

 

Bu münâsebetle memleket donatılmış, muzika ve davullarla çocuklar arabalarla gezdirilmiş ve hepsine de bir kat elbise ve ayakkabıları ve muhtelif hediyeler verilerek, gerekli bakımları ve dinlemeleri sağlanmıştır. Arzederim. Bolu Mutasarrıfı Fahri (Fahreddin)”

 

  1. Kemal Paşa, TBMM Reisi ve Başkumandan imzası ile şu karşılığı vermiştir; “Bolu Mutasarrıflığına, 10 Eylül 1921 tarihli telgrafa cevap.

 

Bolu Himâye-i Etfal Cemiyeti tarafından şehidler ve mücâhidler çocuklarından 186 kişinin sünnetlerinin yapılması ve kendilerine elbise ve hediyeler verilmesi, övünülecek şeylerdir. Teşekkür ederim. Bu gibi şeylerin devamı gereklidir. İlgililere bildirilmesini rica ederim.” Bolu Milletvekili Yusuf İzzed Paşa’nın ani ölümü üzerine ailesine, Bolu Belediyesi Başkanlığına, Müdâfaa-ı Hukûk Cemiyeti Başkanlığına ve Gençler Birliği Başkanlığına üzüntülerini bildiren telgraf yollanmıştır.

 

Tarihi 19 Nisan 1922’dir. “Yusuf İzzed Paşa’nın ölümünden dolayı müteessir olan Büyük Millet Meclisi, muhterem arkadaşları hakkında izhâr buyurulan hissiyat kadir-şinaslıkdan dolayı takdim-i teşekkürat eyler Efendim… BMM Reisi Mustafa Kemal” Bolu – M. Kemal ilgisi, sadece mutasarrıflık da değil, Çorum’daki Bolulular arasında da yaygındı.

 

Türkoğlu Gazetesinin 14 Mayıs 1922 tarihli nüshasında, Ali Rıza Efendi ile ilgili olarak şu habere yer verilmektedir: “Çorum’da bulunmakta olan milli sanatkârlarımızdan diş doktoru Bolulu Ali Rıza Efendi, Başkumandanımız Gâzi Mustafa Kemal Paşa Hazretleri’nin altından bir heykelini yaparak Paşay-ı müşarün-ileyhe takdim etmişlerdir.

 

Ali Rıza Efendi, memleketimizin en fedâkar ve vatanperver sanatkârlarındandır. Hemşehrimizin hareketini takdir ve kendisini tebrik ederiz.” Mustafa Kemal Paşa,Haziran 1922’de, Mustafa Kemal Paşa İzmit’de Fransız Yazarı Claude Farrer ve annesi Zübeyde Hanım ile görüşmek için Ankara’dan Adapazarı’na seyâhat etmiştir.

 

Öyle görünüyor ki gezi gizli tutulmuştur. Bu münâsebetle Bolu Mutasarrıfı Fahreddin Bey ile M. Kemal Paşa arasında şu tel görüşmesi yapılmıştır: “Mustafa Kemal Paşa Hazretlerine; TBMM Reisi Başkumandan Gâzi M. Kemal Paşa Hazretlerinin livâmız (Bolu) dahilinden geçerek İzmit’e teşrif buyuracakları evvelce haber alınmıştı. Biz de, zât-ı âlinizi Göynük’de karşılama ve Bolu adına hoş geldiniz diyecektik.

 

Dönüşünüzde de, uğurlamak için özel bir heyet hazırlamıştık. Ancak, Başkumandan Paşa Hazretlerinin teşrifleri ani ve habersiz vuku bulmakla, karşılama grubu istikbâlinizden mahrum kalmıştır. 24 Haziran 1922 M. Kemal Paşa da, Bolu Mutasarrıfına teşekkür etmek üzere aşağıdaki telgrafı göndermiştir.

 

Tarihi 26 Haziran 1922’dir. “Bolu Mutasarrıflığına, 24 Haziran 1922 tarihli telgrafınızı aldım. Hakkımda bütün Bolu halkının gösterdiği hissiyat ve tezâhürat-ı samimâneden pek duygulandım. Teşekkürlerimin ilgililere bildirilmesini ricâ ederim.TBMM Reisi Başkumandan M. Kemal”

 

Bolu Genel Meclisinin açılması nedeni ile Mutasarrıf ve M. Kemal Paşa arasında da şu tel görüşmeleri gerçekleştirilmiştir:

 

“BMM Riyâset-i Celîmlesine, 7 Ocak 1922 Hakimiyet-i Millîye’nin küçük bir örneği olan Livâ Meclisi-i Umûmisi, bugün özel bir törenle açılmış ve millî yasal davamızın bütün dünya nazarında kabul edildiğinin ferdasında belli düşmanlarımızın kahrü tedmiri arefesine rastlayan işbu toplantıda millî hakimiyetimizin medar-ı istinadı olan TBMM’nin mesai ve başarısı hakkında meclisimiz tarafından en hararetli istekler içinde izhâr-ı teminat ve takdim-i ihtirama ve tazimata karar verilmiş olduğunuzu arz ile kesb-i fahr eylerim.”

 

Sarot,sarot  termal,sarot termal vadi,sarot vadi,sarot palace,sarot termal palace,palace,sarot palas,sarot country,sarot termal country,country,sarot vadi,sarot otel,sarot termal otel,otel,burj,al,babas,burj al,burj al babas,sarot babas,thermal,bolu,bolu sarot,bolu sarot termal,bolu sarot termal vadi,bolu sarot termal palas,bolu termal palas,sarot babas,termal,sarot kaplıcaları,sarot termal kaplıcaları,sarot termal otel bolu,Mudurnu termal,Mudurnu termal otel,bolu Mudurnu termal,sarot devremülk,sarot termal devremülk,bolu devremülk

Bolu Meclis-i Umûmi adına reis Mutasarrıf Fahreddin M.Kemal Paşa da TBMM Reisi imzası ile şu cevabı telgrafı göndermiştir. “Bolu Mutasarrıflığına: Bolu Genel Meclisi’nin açılması ve Büyük Meclise karşı hislerini içine alan telgrafnâmeleri Genel Hey’etce okunmuştur. Büyük Meclis, işbu sevgi dolu görüşlerden dolayı teşekkür eder ve Meclisinize başarılar temenni eylerim.” BMM’nin 1923’deki yasama yılı Bolu tarafından, diğer vilâyetlerle birlikte tebrik edilmiştir. Ayrıca, M.Kemal Paşa’yı Bolu’ya davet etmek için, yedi kişilik bir heyet teşkil edilmiş, Ankara’ya gönderilmiştir.

 

Vakit Gazetesi, 21 Nisan 1923 tarihli sayısında, “Bolu’dan Gâzi Paşa Hazretlerine arz-ı tazimat ile kendilerini Bolu’ya davet etmek üzere geleceğini yazdığımız Heyet, Ankara’ya vasıl olmuş ve Çankaya’da, Paşa Hazretleri tarafından kabul olunmuştur. Paşa Hazretleri ilk fırsatta arzularını gerçekleştirmeye söz vermiştir.” Çeşitli nedenlerle, Bolu’yu şereflendirme, 1934 yılına kadar gerçekleştirilemedi.

Mustafa Kemal Paşa’nın, ilk ve kapsamlı gezisi Cumhuriyet’in ilanından sonra 1934’de gerçekleşecektir. 1923-1934 devresinde, çeşitli vesilelerle, Çankaya’ya heyetler gönderilmiş, Boluluların içten ısrarlı davetleri tekrarlanmıştı. Dertli Gazetesi sahibi, Bolu Mebusu İlyaszâde (Gülez) ve Tayyare Cemiyeti Başkanı, Mustafa Kemal Paşa’nın Milli Mücadelede; inkılaplarının yayılmasında her zaman yanında bulunan Cevad Abbas (Gürer) Boluluların hislerine tercüman olmuşlardı. Anadolu gezilerinde, Bolu ancak 1934 de programa alınabildi.

Şimdiye kadar, Reis-i Cumhur, Ankara, Yabanabad (Kızılcahamam), Gerede, Reşâdiye, Bolu, Düzce ve Adapazarı güzergahını görmemişti, fırsatını da bulamamıştı. Büyük Kurtarıcı’ya karşı bağlılık ve özlem duyan Bolulular, Temmuz 1934 de müjdeyi Mebus, Cevad Abbas Bey’den öğrendiler. Alışılagelmiş tetkiklerini yapmak için Bolu’ya gelen Mebus, Vali Ali Rıza (Üner) ve Belediye Başkanı, Baytar diye tanınan Reşad (Aker) ile görüşerek Reis-i Cumhur’un Bolu’ya geleceği müjdesini verdi.

Haber az sonra bütün Bolu’da duyuldu. Bu mutlu geziyi, iyi bir karşılama töreni ile başlatmak istediler. Vali ve Belediye Başkanı, “Tezyin” ve Karşılama Heyeti’nin teşkili için emir verdiler. Yan komiteler de iki gruba yardımcı olacaktı. Öğretmen Kadriye Hanım (Atay), Faika Hanım (İnhisarlar Müdürü eşi), Hafız Murteza ve Muzaffer (Samur) Bolu’daki programı vilayete arz ettiler. Reis-i Cumhur Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın ikamet edeceği yer olarak Fırka tespit edildi. Bolu, Üçtepe üzerinde kurulmuştu.

Bunlar; Karga, Hisar ve Hıdırlık tepeleri idi. 1930 yılı sonrası, Hıdırlık tepesinde Fırka parkı düzenlenmiş ve Bolu’nun en modern binası Cumhuriyet Halk Fırkası inşa edilmişti. Halk buraya kısaca Fırka binası diyordu. Halkevi/Fırka, bütün Bolu ovasına hakim ada vaziyetinde idi. Karacasu, Ilıcalar, Mudurnu, Düzce, Sünnice dağları, Gerede ciheti emsalsiz manzarası ile büyülüyor. İşte böylesine seçkin mevki, Reis-i Cumhur’un ikametine ayrılmıştı.

 

Mebus Cevad Abbas Bey, hazırlıkları yerinde görmek, ilgili emirleri vermek için Ankara’dan tekrar Bolu’ya geldi (15 Temmuz 1934) Fırka’ya çıkıldı. Tezyin ve Karşılama Heyeti ile konuştu. Salonda yığılı halıları görünce, hayretini gizleyemedi. Tezyin Heyeti’nin bunların Reis-i Cumhur’un geçeceği yollara serileceğini söylemesi üzerine, Cevad Abbas; “Efendiler! Gâzi, böyle şeyleri sevmiyor.

Gösterişten uzak kalınmasını istiyor”, demek zorunda kaldı ve O’nun “Ben Saltanat heveslisi değilim. Halktan biriyim. Cumhuriyet adamı olarak karşılanmak isterim.” sözlerini hatırlattı. Reis-i Cumhur Gâzi Mustafa Kemal Paşa 17 Temmuz 1934 de, Bolu Vilayeti sınırında karşılandı. Öğleye doğru, sıcak, açık bir havada Gerede’de muhteşem bir karşılama yapıldı. Sonra, Arkut dağının mor koyu yeşil denizi andıran çamlıktaki Ramazan Dede tepesine çıkıldı.

Gerede ve ovası, Erzurum ve Sivas yaylalarını hatırlatan serinlikte, seyredildi. Vali ve Kaymakam’ın, Belediye Başkanı’nın izahları dinlendi. Mustafa Kemal’in hoşuna gitmiş olmalı ki, tepeye “Esen Tepe” denildi. Reis-i Cumhur ve beraberindekiler, son yılların en güzel yemeğini, Geredeli, Mengenli ve Bolulu aşçıların elinden yemişlerdi. Öğlenden sonra nefis manzarası ile insanı büyüleyen Reşadiye’ye hareket edildi. Gölün güneyindeki kasabada, köy halkı Mustafa Kemal’i yine candan karşılayarak, bağrına bastı. Reşadiye, eskiden Çağa ismini taşıyordu. Gölün, Mengen tarafındaki asıl yeri yangınla harap olduğu için, tarihi kasaba, şimdiki yerine taşınmıştı. Sultan Mehmed Reşad’ın adı, yeni yerleşme yerine verilmiş, bu nedenle Reşadiye diye anılmıştı. Reis-i Cumhur, “buraya Çağa denilsin” direktifini verdi,Diğerinden ayırmak için de Yeni çağa şekli kabul edilmiştir. Aynı gün, öğle ile ikindi arası kafile Bolu’ya vardı. Telefonla, Gazi’nin nerede bulunduğu öğreniliyor ve halka bilgi veriliyordu. Reis-i Cumhur, açık ve güneşli bir havada, Bolu’ya ilerlerken, harman vakti olmasına rağmen hemen bütün köyler, şehre dolmuş, kasabalılarla Karga ve Hisar tepeleri civarında büyük kalabalık teşkil etmişlerdi. Reis-i Cumhur, Bolu dışında yine resmen Vali Ali Rıza (Üner), Belediye Başkanı Baytar Reşad (Aker), Askeri Birlik Komutanı, subaylar, askerler, mülki erkanca karşılandı.O’nu istikbal edenler arasında milletvekilleri Hasan Cemil Çambel, Salah Cimcoz, Şükrü Gülez, Cemal Said Siren, Bolulu Tahir Hitit de göze çarpmakta idi. Ankara kafilesindekiler ; Recep Peker, Şükrü Kaya, Afet İnan, İsmail Hakkı Uzmay, Salih Omurtag, Cevad Abbas Gürer, korumalar ve yaverlerdi,Reis-i Cumhur, şimdi Anıtkabir Müzesi’ndeki otomobilden inmiş ve Bolu toprağına Hisar altında ilk adımını atmıştır. Spor kıyafetli idi. Gömlek yakası açıktı. Ön cebinde beyaz mendil vardı. Siyah kuşaklı fötrü ile halkı selamladı. Öğrencileri fark edince, Gazi: “İşte Türkiye Cumhuriyeti’nin geleceği bunlardır. Bu gençlere değer vermeli ve en iyi biçimde yetişmeleri sağlanmalıdır. Çünkü Cumhuriyet bunların omuzlarından yükselecektir” diyerek, yanındakilerin dikkatini çekti. Bolulular, aziz misafirini karşılarında görünce, hasret giderdiler, heyecan fırtınası dalga dalga yayılıyordu,Reis-i Cumhur hiç usanmadan fötrü ile halkı selamladı. Sonra, Fırka’ya çıkıldı. Kendisine tahsis edilen odaya doğru ilerlerken merdivende bir an durakladı. Ilıca, Karacasu taraflarına baktı. Recep Peker’e: “Bolu’yu Ankara’dan önce görmeliydim…” dedi. Bu söz, Bolulularca, sonraları değişik şekilde yorumlandı. “Yoksa, Gazi, Bolu’yu başkent yapamadığına mı hayıflanıyordu.” Fırka’da, üst düzeyde ve halkın temsilcileri ile fikir alışverişinde bulunuldu. Gazi, Bolu’ya ve inkılaplara dair bazı sorular yöneltti,Akşam, Boluluların tertiplediği gece, öncekilerden farklı idi. Geleneksel Paşa pilavı, bazılarını hayrete düşürmüştü. Çankaya’daki sofra, burada, daha farklı ve insanı imrendirecek sıcak havadaydı. Behire (Bahire) Hanım ile Gazi arasında kısa sohbette verilen cevaplar son derece ilgi çekici idi. Gazi, sonunda Bahire’ye “senin adın bundan sonra BEDİZ olsun, Seninle, Türk kadınının temsilcisi olarak BMM’de çalışmak isterim.” dedi.

 

Bediz Hanım, önerildiği gibi kadın mebus olarak BMM’ne girdi. Soyadı olarak da, Morova’yı aldı (1935). 18 Temmuz 1934 günü, Ankara’dan Hariciye’nin ulaştırdığı, Kuşadası hadisesi, bir önceki gecenin neşesini kaçırmışa benziyordu. Zira, iki İngiliz subayının yaralanması, Türkiye ile siyasi gerginliğe sebep olabilirdi. Gazi, çevresinin üzüntüsünü hissedince, Cevad Abbas’ı yanına davetle “Türk askeri, kendisine düşen vazifeyi yapmıştır” cevabi telgrafın, Ankara’ya gönderilmesi talimatını verdi,Reis-i Cumhur’a Halkevi’nin hatıra defteri arz edildi. “Bolu Halkevinde bir gece kaldım. Bolu’nun güzelliğinden, halkın coşkun sevinçlerinden çok mütehassis oldum. 18. VII. 1934. Gazi Mustafa Kemal” cümlelerini mürekkep kalemi ile yazdı. Mustafa Kemal, yine Boluluların coşkun kalabalığı ile Düzce’ye uğurlandı,Bütün ileri gelenler, vilayet ve belediye yetkililerince Borazanlar, Paşa köyü, Berberler, Zincirlikuyu Ayrılık çeşmesine kadar, kafileyi takip ettiler.1935 yılında yayınlanan kutlama kitabında, Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın Bolu ziyareti ve bıraktığı izler şöyledir. Yıllarca bekledikten, yolunu gözledikten sonra Bolulular Atatürk’ü 17 Temmuz 1934 de aralarında gördüler. Bolulular böyle bir günü o kadar çok beklemişlerdi ki, daha Atatürk Gerede’den çıkmadan Bolu doğu tarafı Hisar’ın altı binlerce insanla dolmuştu.

 

O’nu ilk görmek kıvancını kimse ötekine vermek istemiyordu.Nihayet geldi. Aramıza girdi. Doya doya gördük.Güzel Bolumuzu beğendi. İki gün içinde O’nu aramızda o kadar benimsemiştik ki gidişi ile Bolu bomboş gibi oldu. Bolu, O’nun Bolu’ya ayak bastığı günü, 17 Temmuz gününü, bayram günü olarak kabul etti. Her yıl 17 Temmuz sonsuz bir coşkunlukla kutlanıyor. Şimdi her yıl tekrarlanan bu büyük günde bütün Boluluların aradığı, hasretle gözlediği bir çehre var,Bir kere aralarında gördükleri büyük Türk’ü bir daha aralarında görmek.” Bolu Urayı’nın yazısında da vurgulandığı gibi 17 Temmuz, Ata’nın Bolu topraklarına ayak basışı, bayram günü kabul edilmiştir. Her yıl aynı tarihte resmi törenle, 1934 yılının yıldönümü kutlanmaktadır. Şimdi, Türk ve dünya turizminin gözdesi Abant, 1935’den beri her yıl bayram şenliklerine sahne olmuştur. 1940’da Mahfel civarında, Hükümet ve Kışla’nın yanında, Düzce şosesi üzerinde heykeli ve park düzenlemesi yapılmıştır,Heykeltraş Nejat Sirel (1897 – 1959) Bursa’dan sonra, en görkemli anıtı, Bolulular’a kazandırmıştı. Bolu kültür hayatının mühim siması M. Karamanoğlu, 1934 yılı ile ilgili olarak “Gazi dolması” hikayesinden bahsetmektedir. Sene : 1934 Ebedi Şef Atatürk, Bolumuzu şereflendirmişti. Ne yazık ki, İzmir’de vurulan iki İngiliz subayı olayı, daha fazla kalmalarına mani olmuş, bizleri de hayli üzmüştü,Bolu – Adapazarı yolu berbat bir durumda, Vali ve Nafia Müdürü çukurları kum ve çakıllarla doldurtmakta. Yol çavuşları nezaretinde ekipler hummalı bir faaliyette. Bolumuz’dan ani olarak yola çıkan Atamız. Kendisi ile beraber hareket eden maiyetini ve göndermeye gidenleri bir hayli geride bırakmıştı.Yolun sonlarına doğru bir çavuşun nezaretinde amelelerin acele acele bir çukur doldurmaya çalıştıklarını görünce dururlar. Yol çavuşuna ne yaptığını sorarlar. Atası’nın daha birkaç gün Bolu’da kalacağını bilen yol çavuşu Mehmed Çavuş, yolcunun yüzüne bakmadan “Gazi dolması Efendim” der ve yine işine devam eder,Atatürk, “O da ne demek” diye sorunca; yolcunun yüzüne bakan ve Atası’nı karşısında gören Mehmed Çavuş safiyetle; “Paşam. Sizin çukurlarda sarsılmamanız için çukurları dolduruyoruz” der. Ata, o zamana kadar yetişen Vali’ye(Ali Rıza Üner) döner. Yol Çavuşu’nun taltifini; Nafı’a Müdürü’nün de iyi çalışmasını emreder. Reis-i Cumhur Gazi Mustafa Kemal, Bolu Dağı, Derbendi, Bakacak, Darıyeri, Kaynaşlı Üçköprü, Civat yolu ile Düzce’ye doğudan girdi,Bolu caddesinde, Bolu’daki gibi bitmeyecek heyecanla karşılandı. Fettah Bey tarlası mevkii geçildikten sonra bir çeşme önünde, otomobilden indi.Yine öğrencilerle ilgilendi. Kaymakam, Belediye Başkanı ve bazı ileri gelenlerle kısa sohbetten sonra Düzce’den ayrıldılar. Aziziye, Mergiç, Kapıcı, Çilimli Sapağı, Karaköy yolu ile ovanın batı ucunda, küçük bir tepe eteğindeki İbrahim Ağa köyüne gelindi.

 

Halkın ısrarlı isteklerini kırmayarak, ikram edilen ayran içildi. Köylülerin candan yakınlığından etkilenen Reis-i Cumhur’un dinlendiği, su şırıltısını dinlediği çeşme de, Düzceli bir usta tarafından Meşrutiyetin ilanının bir hatırası olarak inşa edilmişti. Zaman kısıtlı olduğundan, kafile yine Cumayeri Sapağı Gümüşova/Kışla güzergahını takiple, Hendek’te Adapazarı, günümüz Sakarya ili sınırlarına girmişti. Reis-i Cumhur Kemal Atatürk’ün 10 Kasım 1938’de, İstanbul Dolmabahçe Sarayı’nda vefatı, bütün Bolu’ları kalben üzmüş ve vilayette matem havası hakim olmuştur,18 Kasım ve 21 Kasım 1938’de, bu nedenle Bolu’da iki etkinlik göze çarpmaktadır. 18 Kasım 1938’de, Büyük Kurtarıcı K. Atatürk’ün ölümü acısı Bolu’da, ilçelerinde, bir haftadır, üzerinde durulan konu idi. Beşikten mezara kadar ki çizgide, genel bir yas hüküm sürüyordu. Herkes birbirine küskün gibi göz yaşı dökmekten ağızlarını bıçak açmıyordu. Kereste Fabrikaları, dükkanlar kapalı, radyolu yerler, Halkevleri halk ile dolu. Hep, radyonun yayını tek nefes halinde dinleniyordu,Pazara odun ve eşya satmak için gelen köylüler “buna ne dersin” diye gözleri yaşarıyordu. Cenaze törenine katılmak için CHP’den, belediyeden, halktan temsilciler seçildi. Ayrıca büyük bir anma mitingi de yapılacaktı. Herkes buna hazırlanıyordu. Devletin resmi yayın organı olan Ayın Tarihi’nde 20 Kasım 1938 günkü haberinde ise Bolu’daki etkinliklere temas edilerek, Büyük ve Ebedi Kurtarıcıya, Ankara’da yapılan cenaze merasimini radyoda gözyaşları arasında dinleyen Bolu Halkı, Halkevinde toplanarak verilen hitabeleri yine sonsuz gözyaşları içinde dinlemişlerdir,Binlerce köylü ve şehirli saat 14:00’de Cumhuriyet Meydanında toplandı. Halkevi Bandosunun çaldığı İstiklal Marşı ve matem havaları tazimle dinlendikten sonra halkın Ulu Ata’sı için hazırladığı çelenkler Anıt önüne konuldu. Üç öğretmen ve bir gencin, Atamız’ın ebedi varlığı ve hayatı ve eseri hakkında verdikleri heyecanlı söylevler hıçkırıklarla dinlendi. Hep bir ağızdan yolunda hayatlarını feda edecekleri namus ve şeref üzerine ant içtikten sonra, Abide’nin önünde başta bir albay olduğu halde asker, talebe ve bütün halk baş eğerek tazim ve gözyaşları ile geçerek, merasime nihayet verildi. Bolulular, Atasını hiç unutmadı. Her 17 Temmuz ve 10 Kasım’da O’nu hep andı.

 

Sarot,sarot  termal,sarot termal vadi,sarot vadi,sarot palace,sarot termal palace,palace,sarot palas,sarot country,sarot termal country,country,sarot vadi,sarot otel,sarot termal otel,otel,burj,al,babas,burj al,burj al babas,sarot babas,thermal,bolu,bolu sarot,bolu sarot termal,bolu sarot termal vadi,bolu sarot termal palas,bolu termal palas,sarot babas,termal,sarot kaplıcaları,sarot termal kaplıcaları,sarot termal otel bolu,Mudurnu termal,Mudurnu termal otel,bolu Mudurnu termal,sarot devremülk,sarot termal devremülk,bolu devremülk

Bolu’da Termal Kaplıca Turizmi Bolu da ki Kaplıcalar

Bolu, jeolojik bakımdan Kuzey Anadolu fay tabakası üzerinde kurulmuş olduğundan çok miktarda jeo-termal su kaynakları ve kaplıcalara sahiptir.

BOLU KARACASU KAPLICALARI :

Şehir Merkezine 5 km. mesafede, Karacasu Beldesinde bulunan kaplıcalar, Seben Dağları eteklerinde, çevresi ormanlarla kaplı sakin bir dinlenme yeridir. “Termal Turizm Merkezi” olan bölgede Termal Otel ve Büyük Kaplıca, Küçük Kaplıca Özel İdare Tesisleri ve Sağlık Bakanlığı’na ait Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi ile aile pansiyonları hizmet vermektedir. Önümüzdeki yıllarda yeni bir fizik tedavi hastanesi ve turistik tesisler hizmete girecektir. Yüzyıllardan beri kullanılan Bolu Kaplıcalarından Evliya Çelebi Seyahatnamesi’nde de beğeniyle bahsedilmiştir.

Doğal kaynaklı ve sondaj çıkışlı olan suyun sıcaklığı 42 – 44 ºC, PH değeri ise 6,3’tür. Kaplıca suyu; bikarbonatlı (%51,31 milival), sülfatlı (%46,66 milival), kalsiyumlu (%69,34 milival), magnezyumlu (%19,18 milival), karbondioksitli (251,6 mg/lt.) ve fluorürlü (1,9 mg/lt) bir bileşime sahiptir,
Banyo ve içme kürlerine elverişli olan sular, romatizmal hastalıklara, deri, kan dolaşımı ve kalp hastalıklarına, solunum yolu hastalıklarına, kadın hastalıklarına, sindirim sistemi, safra kesesi, böbrek ve idrar yolları hastalıklarına, kemik ve kireçlenme rahatsızlıklarına, metabolizma ve beslenme bozukluklarına, iyi gelmektedir. Büyük Kaplıca suları 1767 mg/lt eriyik mineral değerine sahiptir.

BABAS KAPLICASI :

Mudurnu’ya 5 km. mesafede, Gürçam Köyü yakınında olan kaplıca suyunun sıcaklığı 40 ºC’dir. Şu anda 20 yataklı bir tesisin bulunduğu kaplıcada 138 yataklı 3 yıldızlı bir otel inşaatı devam etmektedir. Toprak kalevili ve bikarbonatlı olan su metabolizma hastalıkları ile diyabetliler üzerinde olumlu etkiler yapmaktadır-

Bolu’nun dört yanını kuşatan orman tabakası ve zengin bitki örtüsü, beraberinde çok çeşitli av hayvanlarının bulunmasını sağlar. Ormanlık alanlarda ayı, vaşak, yaban domuzu, geyik, karaca, kurt, sansar tilki, tavşan, kokarca, gelincik, kunduz, porsuk ve sincap gibi kara hayvanları ile keklik, üveyik, bıldırcın, çil, toy, turna, çulluk, güvercin gibi av kuşları ve atmaca, şahin, kartal gibi yırtıcı kuşlar sıklıkla görülmektedir.
İlimizin, Gerede, Dörtdivan ve Mengen İlçelerinde av turizmi yapılabilecek potansiyel sahalar mevcuttur.
Ayrıca Bolu, sportif olta balıkçılığı için de ideal bir bölgedir. Abant Gölü, Gölcük, Gölköy Barajı, Yeniçağa Gölü, Yedigöller, Aladağ Göleti, Karamurat Gölü, Çubuk Gölü, Sünnet Gölü, Sülük Gölü ve Karagöl’de bulunan lezzetli alabalık, sazan, mercan ve gümüş balıkları olta ile avlanabilmektedir.

Bolu ovası güney kenarında, ormanlarla kaplı dağın eteğinde, Karacasu mevkiinde ve Kuzey Anadolu fayına bağlı olarak oluşmuş 2 kaynak bulunmaktadır. Bolu’ya 5 km. uzunluğunda kaliteli bir yolla bağlıdır, Bunlardan biri Büyük Kaplıca, diğeri Küçük Kaplıca olarak adlandırılır. 1993 yılında “termal turizm merkezi” ilan edilmiş olan bölgede Termal Otel ve Sağlık Bakanlığına bağlı Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi bulunmaktadır. Büyük Kaplıcanın su sıcaklığı 40-44 0C, Küçük Kaplıcanınki ise 40-46 0 C.dır. Bileşimlerinde demir ve kükürt bulunmakta, ayrıca radyoaktiflik özelliği bulunmaktadır. Siyatik, böbrek hastalığı, kadın ve cilt hastalıklarında yararlı olduğu belirlenmiştir. Kaplıcaların debisi çok yüksek değildir Son yıllarda yapılan çalışmalarla 55lt/sn’ye çıkarılmıştır. Bölgede yeni tesisler yapılması konusunda bazı planlar bulunmaktadır.


BABAS KAPLICASI
Mudurnu’ya 5 km. uzaklıktadır. Çevresi yeşilliktir. Su sıcaklığı 37.2 0C’dir. Değişik debiye sahip bir çok kaçak kaynak bulunduğundan, yararlanılabilir toplam akım hesaplanamamıştır.Kaynak noktaları zaman içinde değişmektedir. Halen 18 yataklı bir otel çalışmaktadır. 138 yataklı 3 yıldızlı bir otelin inşaatı da devam etmektedir. Kaplıca suyu metabolizma hastalıkları ile romatizma, kadın, sindirim ve böbrek hastalıklarına iyi gelmektedir. İçme şeklinde kullanılması durumunda karaciğer ve safra yolları üzerinde de tedavi edici olduğu belirlenmiştir.

SAROT (SARIOT) KAPLICASI
Mudurnu’nun 30 km. kuzeybatısında Taşkesti beldesi sınırları içinde,Sarot köyüne 500 m. uzaklıkta bulunan bu kaplıcalara Mudurnu-Göynük arasındaki düşük nitelikli asfalt yolun Taşkesti ayrımından sonra yarı asfalt, yarı stabilize köy yolu ile ulaşılmaktadır. Böbrek, idrar yolları ve romatizma hastalıklara iyi gelmektedir. Toplam debisi nedeniyle hesaplanan banyo kapasitesi oldukça yüksek ve 4500 kişi/gündür.


BAĞLUM (KESENÖZÜ) KAPLICASI
Seben ilçesi sınırları içinde, ilçenin 14 km güneyinde Kesenözü köyü yakınında bir vadi içinde bulunmaktadır. Yerel olarak Pavlu kaplıcaları olarak da adlandırılır. Seben’den sonra düşük nitelikli bir asfalt ve bir kısmı da stabilize köy yolu ile ulaşılmaktadır. MTA tarafından yapılan araştırmada beş değişik kaynağın su sıcaklıkları 26, 60, 68, 74 ve 78 0C olarak belirlenmiştir. Suları sodyum bikarbonatlı sular grubuna girmektedir. Mide, safra kesesi, çocuk felcinde,solunum ve dolaşım bozukluklarında yararlı etkileri olduğu belirtilmektedir.

ÇATAK KAPLICASI
Göynük ilçesinin 30 km. güneydoğusunda dik yamaçlar arasında, Himmetoğlu köyü yakınında, güzel bir vadide bulunmaktadır. Su sıcaklığı 32 0C, bileşimi kalsiyum bikarbonatlıdır. Romatizma ve siyatik gibi hastalıkların tedavisinde yararlı olduğu belirtilmektedir.


MADEN SULARI
Bolu ovasını çevreleyen dağlar ormanca zengin olup, yağışları toprağa kolayca sızdırarak yeraltı su tabakasının zenginleşmesini sağlarlar. Bu sulardan bir kısmı diplere kaymadan yamaçlar boyunca yüzeye çıkarak çeşitli tatlı su kaynaları ve pınarlarını oluşturur. Buna karşın sular faylı bölümlerde toplanmışsa altta mağmadan gelen kızgın gazların etkisiyle ısınır ve bazı minaralleri eriterek bünyelerine alıp yeryüzüne çıkarlar. Bu durumda sıcak su kaynakları ile maden suları oluşur. Bolu’da da maden sularına rastlanır. Çünkü arazi tektonik çöküntü ve faylarla parçalanmıştır. Maden sularının en önemlileri aşağıdakilerdir.


ÖMERLER MADEN SUYU
Bolu’ya 16 km mesafede Abant yolu üzerindedir. Sıcaklığı 14 C° dir. Bileşiminde Kalsiyum bikarbonat ve magnezyum yer alır. Radyoaktivitesi 6,4 olup, mide ve böbrek rahatsızlıklarına iyi gelir. Modern şişeleme tesisleri ile işletmeciliğini kiralayan Tuğran Su A.Ş. tarafından dağıtımı yapılmaktadır.


AKKAYA MADEN SUYU
Bolu’ya 6 km mesafede Akkaya mevkiinden çıkar. Sıcaklığı 20 C° olup, karbonik asit bakımından zengindir. Su, taraçalı bir yüzeyden akarken içindeki karbon gazının uçması ile eriyik halindeki kireç açığa çıkarak dalga dalga traverten örtüler oluşturmakta ve ünlü Pamukkale’ye benzeyen görüntüler ortaya çıkmaktadır. Modern şişeleme tesisleri ile işletmeciliğini kiralayan Danone Hayat İçecek ve Gıda San. ve Tic. Bolu Şubesi tarafından dağıtımı yapılmaktadır.


KINIK MADEN SUYU
Kınık Köyü yolu üzerinde sol kısımdadır. Fazla kullanılmamaktadır. Radyoaktivitesi 2,5 olup ekonomik değeri pek yoktur.


Ayrıca Bolu Kaplıca yolu üzerinde birkaç yerde daha madensuyu çıkmaktadır. Bol kükürt ve hidrojen ihtiva eder. İçilmesi tavsiye edilmez. Berk Köyünden çıkan maden suyundan acı su bazlaması yapılır. Ekmek hamurunu kabartmada kullanılır. Hidrokarbonatça zengin ve kalevidir. Radyoaktivitesi 6,8 dir.

İlimiz iklim bakımından ağırlıklı olarak Karadeniz Bölgesi’nin etkisi altında bulunmakla birlikte, coğrafi konumu nedeni ile başka komşu bölgelerin özelliklerinden de etkilenmektedir. Bolu; Karadeniz, Marmara ve Orta Anadolu ikliminden etkilenmekte, bu durum tarımsal yapıyı çeşitlendiren farklılıklara yol açmaktadır. Yüzey biçimlerinin farklılığı, denizden uzaklık ve yüksekliklerin etkileriyle il bütününde değişik iklim türlerine ve mikro-klima alanlarına rastlamak mümkündür.

Mudurnu İlçesi’nin batısı ile Göynük İlçesi’nin büyük bir bölümü İç Anadolu iklim bölgesi içindedir. Yine Seben ve Kıbrısçık ilçelerinin güney bölümleri, İç Anadolu iklim bölgesine yakınlıkları nedeni ile farklılık gösterirler. Bolu’da genellikle Karadeniz kıyısında görülen ılıman iklimin, güneye doğru yükseltiler nedeni ile karasallaştığı görülmektedir. Bu geçiş özeliği, yörenin kıyı kesiminde serin yazlara, ılık kışlara ve mevsimlere oldukça eşit dağılan yağışlara yol açar. Güneye inildikçe yükselti artar ve yağışların dağılımı değişir. Yazlar kuraklaşır, daha sert iklim özellikleri belirir.

İlimizin güneyinde yağışlar, kuzeye göre daha azdır. Yıllık yağış Bolu Dağı’nda 1500 mm., Bolu’da 550 mm., Mudurnu’da 548 mm., Seben’de 535 mm., Göynük’te 538 mm’dir. Yağışların Bolu’da % 60’ı, Mudurnu’da % 70’i, Seben’de % 56’sı, Göynük’te % 68′ i ilkbahar ve kış aylarında görülür. Kış aylarında yağışlar, Bolu, Mudurnu ve Göynük’te kar olarak, Seben’de yağmur olarak düşer.

Gerede İlçesinde yağışlar genellikle yaz mevsiminin ilk ayında en yüksek değerine ulaşır. Kış aylarında ise yağış kar olarak düşer ve uzun süre kalır. Bolu ve çevresinde hakim rüzgar lodos dur. Seben’de ise, kuzeyindeki dağların kuzey rüzgarlarını tutması sonucunda, daha çok güney-güneybatı rüzgarlarının etkisi görülür. Denizlerden karaya doğru gelen hava kitlelerinin getirdiği bol nem ve sıcaklığın ılımlı oluşu nem açısından zenginliğe neden olmaktadır. İlin en nemli bölümü Bolu Dağı çevresidir. Bölgede bağıl nemin en fazla olduğu ay Ocak % 83, en az olduğu ay Ağustos % 64‘dür. Bolu ve çevresinin bağıl nem yıllık ortalama değeri ise % 72’dir

Kongre  turizmi sarot termal vadi tesisleri

İlimiz Ankara ve İstanbul’un tam ortasında olması nedeniyle kongre ve seminer turizmi konusunda da ideal bir konuma shiptir.Abant bölgesinde bulunan tesisler bu konuda büyük bir taleple karşılaşmaktadır.İlimizin her yönüne dağılmış tüm tesislerimiz yıl boyun seminer, sempozyum, panel ve kongre organizasyonları yapabilmektedirler.

İlimizde Bulunan Bazı Toplantı Salonları: kongre turizmi

TESİS ADI – KAPASİTE – BULUNDUĞU YER
Abant Palace Otel – 680 – Abant
Büyük Abant Otel – 250 – Abant
Koru Otel – 485 – Bolu Dağı
Termal Otel – 250 – Karacasu
Köroğlu Otel -100 – Bolu
Yurdaer Otel -100 – Bolu
Kartal Otel -250 – Kartalkaya
Dorukkaya Otel – 200 – Kartalkaya
Esentepe Otel -150 – Gerede
Doğal Yaşam Otel – 100 – Sünnet Gölü/Göynük
Petro Cub Tatil Köyü -150 – Abant Yolu
Göynük Doğa Otel -150 – Göynük
A.İ.B.Ünv.Salonları -750 – Gölköy Kampüsü
Kültür Sitesi – 380 – Bolu

SAROT TERMAL VADİ EVLERİ 500 MUDURNU.

BOLU ÇATAK KAPLICALARI,BOLU SEBEN PAVLU KAPLICALARI,BOLU SAROT KAPLICALARI,BOLU BABAS KAPLICALARI,BOLU KARACASU KAPLICALARI

 

Bolu Ovasının güneyinde, Bolu Dağı’nın eteklerinde Bolu kaplıcaları bulunmaktadır. Bu kaplıcalar Karacasu Mevkiinde, Kuzey Anadolu Fay Hattına bağlı su kaynaklarıdır. Kaplıcalar Bolu’ya 5 km. uzaklıkta olup, Büyük ve Küçük Kaplıca olarak isimlendirilmişlerdir. Burası 1993 yılında Termal Turizm Merkezi olarak ilan edilmiş, Termal Oteli yakınında Sağlık Bakanlığı’na bağlı Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi de burada kurulmuştur.

Büyük Kaplıca’nın 40-44 0C, Küçük Kaplıca’nın da 40-46 0C sıcak kaplıca suyu vardır. Bu kaplıcaların debisi çok yüksek olmayıp, yakın tarihlerde yapılan çalışmalarda bu debi 55 lt/sn’ye çıkarılmıştır. Bu suyun bileşiminde demir ve kükürt bulunmakta olup ayrıca suyun radyoaktiflik özelliği de vardır. Sağlık Bakanlığı bu kaplıcanın siyatik, böbrek hastalığı, kadın ve cilt hastalıklarında yararlı olduğunu belirlemiştir.

Batı Karadeniz Bölgesinde bulunan, Bolu Karacasu Kaplıcaları; Bolu ili, Merkez ilçesi, Karacasu beldesindedir. Kaplıca alanı Bolu kent merkezinin 5 km. güneyinde yer almaktadır.D-100 karayolu ve TEM otoyolu’nun Bolu’dan geçmesi nedeniyle kaplıca alanına karayoluyla kolay ulaşım imkanı bulunmaktadır. Bolu kent merkezinden düzenli olarak toplu taşım araçlarıyla ulaşılabilmektedir. Bolu’ya en yakın havaalanları 190 km. uzaklıkta Ankara ve 260 km uzaklıkta İstanbul’da bulunmaktadır.Kaplıca suyunun Sağlık Bakanlığınca tespit edilmiş tedavi özellikleri aşağıda belirtilmiştir: Hekim Kontrolünde banyo uygulamaları şeklinde inflamatuvar romatizmal hastalıkların (romatiod artrit, ankilozan spondilit başta olmak üzere) kronik dönemlerinde; kronik bel ağrısı, osteoartit gibi noninflamatuvar eklem hastalılarının; tedavisinde tamamlayıcı tedavi unsuru olarak, ortopedik operasyonlar, beyin ve sinir cerrahisi sonrası gibi uzun süreli hareketsiz kalma durumlarında mobilizasyon çalışmalarında, kronik dönemdeki seçilmiş nörolojik rahatsızlıklarda, cerebral palsy gibi hastalıkların tedavisinde rehabilitasyon amacıyla, stres bozukluğu, nörovejetatif distoniler örneklerindeki gibi genel stres bozukluklarında ve spor yaralanmalarında; içme kürü uygulaması şeklinde osteoporozda tamamlayıcı tedavi unsuru olarak kullanılabilir niteliktedir. Bolu ovası güney kenarında, ormanlarla kaplı dağın eteğinde, Karacasu mevkiinde ve Kuzey Anadolu fayına bağlı olarak oluşmuş 2 kaynak bulunmaktadır. Bolu’ya 5 km. uzunluğunda kaliteli bir yolla bağlıdır, Bunlardan biri Büyük Kaplıca, diğeri Küçük Kaplıca olarak adlandırılır. 1993 yılında “termal turizm merkezi” ilan edilmiş olan bölgede Termal Otel ve Sağlık Bakanlığına bağlı Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi bulunmaktadır. Büyük Kaplıcanın su sıcaklığı 40-44 C, Küçük Kaplıcanınki ise 40-46 C.dır. Bileşimlerinde demir ve kükürt bulunmakta, ayrıca radyoaktiflik özelliği bulunmaktadır. Siyatik, böbrek hastalığı, kadın ve cilt hastalıklarında yararlı olduğu belirlenmiştir. Kaplıcaların debisi çok yüksek değildir Son yıllarda yapılan çalışmalarla 55 lt/sn’ye çıkarılmıştır. Kokusuz, kendine özgü tad,0,3 Pt./Co.Florürlü karışık nitelikte termomineralli sudur.İletkenlik (1 548 µs/cm), yoğunluk(1.0069 mg/cm³)1318 mg/lt .44 ºC. Güney kenarında, ormanlarla kaplı dağın eteğinde, Karacasu mevkiinde ve Kuzey Anadolu fayına bağlı olarak oluşmuş 2 kaynak bulunmaktadır. Bolu’ya 5 km. uzunluğunda kaliteli bir yolla bağlıdır, Bunlardan biri Büyük Kaplıca, diğeri Küçük Kaplıca olarak hizmet vermektedir. Bolu Karacasu Kaplıca Alanında aşağıdaki belirtilen tesislerle birlikte bu alanda yer alan büyük ve küçük hamamlardan günübirlik olarak yararlanan ziyaretçilerle birlikte fizik tedavi ve rehabilitasyon hastanesinden tedavi gören hastalara hitap eden çok sayıda otel, motel, pansiyon da Karacasu Beldesinde hizmet vermektedir. Bolu Termal Otel, Bolu Özel İdaresi Turizm mülkiyetinde olup, Bolsantur A.Ş tarafından işletilmektedir. Turizm işletme belgeli ve 3 yıldızlı olan tesis , 145 yatak kapasitelidir. Odalarda termal banyo imkanı bulunan otelin kür merkezinde 1 adet termal havuz, 12 adet termal özel banyo ve kapalı yüzme havuzu yanısıra masaj salonu, sauna, buhar odası, kondisyon merkezi yer almaktadır.. Termal Otele ait kür merkezine, Sağlık Bakanlığı tarafından 19.09.2005 tarih ve 59 sayı ile kaplıca işletme izni verilmiştir

BOLU Kaplıcaları,termaller,thermalKaplıcalar, İçmeler Ilıcalar

Sarot,sarot  termal,sarot termal vadi,sarot vadi,sarot palace,sarot termal palace,palace,sarot palas,sarot country,sarot termal country,country,sarot vadi,sarot otel,sarot termal otel,otel,burj,al,babas,burj al,burj al babas,sarot babas,thermal,bolu,bolu sarot,bolu sarot termal,bolu sarot termal vadi,bolu sarot termal palas,bolu termal palas,sarot babas,termal,sarot kaplıcaları,sarot termal kaplıcaları,sarot termal otel bolu,Mudurnu termal,Mudurnu termal otel,bolu Mudurnu termal,sarot devremülk,sarot termal devremülk,bolu devremülk

Adı Büyük ve Küçük Kaplıcalar
Mevkii Bolu
Sıcaklık Büyük kaplıcada 42-44, Küçük Kaplıcada 43-44 derecedir.
Özelliği 1. Kalsiyumlu, bikarbonatlı, sülfatlı, mağnezyumlu, karbondioksitlidir.
2. Kaplıcada da aynı madenleri taşır.
Hangi Hastalıklara İyi Gelir Banyo tedavisi ile romatizma, nevralji, nefrit, polinefrit, siyatik, kadın hastalıkları.

Karacasu Kaplıcası, Seben Dağı eteklerinde, çevresi ormanlarla çevrili bir alanda bulunmaktadır. Sakin bir tatil ve termal suyuyla şifaya kavuşmak istiyorsanız Karacasu Kaplıcası bunu size sağlayacaktır. Fakat tatilinizi sadece kaplıca turizmi ile sınırlandırmak istemiyorsanız tarihi mekanları ve eşsiz doğal güzellikleri ile Bolu ili tam size göre bir yer. Bu güzelliklerinin yanında Kartalkaya Kayak Merkezi ve çeşitli yayaları gezip görmek için vazgeçilmezlerin arasında sayılabilir.
Bolu Karacasu Kaplıcası’nın tarihi çok eskiye dayanmaktadır. Roma İmparatorluğu döneminde hem dinsel hem de sağlık açısından kullanıldığı bilinmektedir.. Bu kaplıcadan Evliya Çelebi bile Seyahatname’sinde övgüyle bahsetmiştir.
1993 yılında “termal turizm merkezi” ilan edilmiş olan bölgede Termal Otel ve Sağlık Bakanlığına bağlı Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi bulunmaktadır. Kaplıcada 2 kaynak bulunmaktadır. Bunlardan biri Büyük Kaplıca, diğeri Küçük Kaplıca olarak tanınır.
Yeri : Karacasu Kaplıcası, Bolu ilinin merkez ilçesi, Karacasu beldesinde bulunmaktadır. Kaplıca, Bolu il merkezinin 5 km güneyinde, Abant’a 40 km., Gölcük’ e 7 km., 7 Göllere 45 km. uzaklıktadır. Denizden yüksekliği 740 m. dir.
Ulaşım : Karacasu Kaplıcası’na gitmek için eğer kara yolunu seçiyorsanız, D-100 Karayolu ve TEM otoyolu Bolu’dan geçmesinden dolayı oldukça kolaylık sağlayacaktır. Ayrıca Bolu’dan düzenli olarak toplu taşıma araçları ile kaplıca alanına ulaşabilirsiniz. Eğer hava yolunu tercih ediyorsanız, en yakın havaalanları 190 km. uzaklıkta Ankara ve 260 km uzaklıkta İstanbul’da bulunmaktadır.
Suyun Özellikleri : Karacasu Kaplıcası’nın suyu
Suyun Sıcaklığı : 44 ºC ‘dir.
Renk ve tonu : Renksiz, kokusuz, kendine özgü tadı olan bir sudur.
Kimyasal özellikleri bakımından: Florürlü karışık nitelikte termomineralli sudur.
Suyun PH değeri : 6.27
Toplam Mineralizasyonu : 1318 mg/lt
Ayrıca su, kalsiyum, sülfat, bikarbonat ve karbondioksitli, florürlü, termal minareli doğal termomineral özelliğe sahiptir.
Karacasu Kaplıcası’nın Faydaları
Karacasu Kaplıcası’nın 3 türlü şifa yöntemi vardır. Bunlar banyo, içme ve İnhalasyon (Buhar teneffüsü) tedavisi olarak gruplandırılmaktadır. Bu yöntemler şifa sağladığı hastalıklar ve uygulamalar bakımından farklılıklar göstermektedir.
Banyo Tedavisinin Faydaları
Tedavi unsuru olarak : İnflamatuvar romatizmal hastalıkların (romatiod artrit, ankilozan spondilit başta olmak üzere) kronik dönemlerinde; kronik bel ağrısı, osteoartit gibi noninflamatuvar eklem hastalılarının tedavisinde şifa sağlar.
Tamamlayıcı tedavi unsuru olarak : Ortopedik operasyonlar, beyin ve sinir cerrahisi sonrası gibi uzun süreli hareketsiz kalma durumlarında mobilizasyon çalışmalarında, kronik dönemdeki seçilmiş nörolojik rahatsızlıklarda, cerebral palsy gibi hastalıkların tedavisinde şifa sağlar.
Rehabilitasyon amacıyla tedavi : Stres bozukluğu, nörovejetatif distoniler örneklerindeki gibi genel stres bozukluklarında ve spor yaralanmalarında olumlu etkileri vardır.
İçme Tedavisinin Faydaları
Osteoporozda tamamlayıcı tedavi unsuru olarak kullanılabilir niteliktedir.
İnhalasyon (Buhar teneffüsü) Tedavisinin Faydaları
Nefes Darlığı ve bazı Kalp Hastalıkları, Hipertansiyonu (Yüksek Tansiyon) rahatsızlıklarında düzenleyici etkisi bulunmaktadır

 

Abant tabiat parkı sonbaharla birlikte başka bir güzelliğe büründü. Bolu’ya yaklaşık 35 kilometre uzaklıkta bulunan ve her mevsim ayrı güzelliğe bürünen Abant tabiat parkı ziyaretçilerin yoğun ilgisini çekiyor. Sonbaharın gelmesiyle Abant, sarı ve yeşilin tonlarına büründü.

Bolu Çevre ve Orman Müdürlüğü tarafından yapılan, Abant Gölü çevresindeki yollarda çalışmalar devam ediyor.

Abant Tabiat parkı yolunun 4 bin 170 metresine granit taşı döşenecek. Özel bir firma tarafından 23 kişilik ekiple yapılan çalışma kapsamında yolun 2 bin 450 metrelik kısmına granit taş döşendi.

Çalışmaların Kurban Bayramına kadar tamamlanması bekleniyor.

Sülüklü Göle Yoğun İlgi

M.Ö. 1200’lü yıllarda bütün Hitit toprakları gibi Bolu da Friglerin elindeydi. M.Ö. 6. asırda Persler bölgeye hakim oldular. M.Ö. 336’da Büyük İskender Persleri yenerek Anadolu’nun bir çok yeri gibi Bolu’yu da ele geçirdi. Büyük İskender’in ölümü üzerine Makedonya yıkılınca Bolu bölgesinde Bitinya Krallığı kuruldu. Yazılı belgeler, o dönemlerden kalan arkeolojik eserler ve tarih kaynaklarına göre, Trak göçleri sonunda Sakarya ve Filyos Nehrinin yayı içine yerleşen halk “Bithyn” ismi ile anılıyordu. Bu yüzden Bolu’nun da içinde bulunduğu Kuzeybatı Anadolu’ya “Bithynia” denilmiştir

 

Yedigöller Milli Parkı

Batı Karadeniz Bölgesi’nde Bolu’nun 42 km. kuzeyinde Zonguldak’ın güneyinde yer alan Milli Parka Ankara–İstanbul karayolunun 152. km’sindeki Yeniçağa ve 190. km’sindeki Bolu’dan kuzeye ayrılan yollarla ulaşılır. Kışın Bolu–Yedigöller güzergâhı (karla) kapalı olduğundan ulaşım sadece Yeniçağa–Mengen–Yazıcık üzerinden yapılır.

2019 hektar büyüklüğündeki Yedigöller Havzası, 1965 yılında milli park olarak korumaya alınmıştır. Havza kayan kütlelerin vadilerin önlerini kapatması sonucu oluşan, yüzeysel ve yeraltı akışlarıyla birbirine bağlı, kuzeyden güneye 1500 m. mesafede sıralanmış 7 gölden oluşmuştur. Milli park içindeki “Köyyeri” mevkiinde yeni Bizans dönemine ait bulunan kalıntılardan, eski dönemlerde bölgenin bir yerleşim yeri olduğu anlaşılmaktadır.

Milli park bünyesinde Büyükgöl, Seringöl, Deringöl, Nazlıgöl, Küçükgöl, İncegöl ve Sazlıgöl olarak 7 göl vardır. Bu göller aralarında 100 m. yükselti farkı bulunan iki plato üzerindedir. Ortalama 780 m. yükseklikte olan platodaki göllerin en büyüğü Büyükgöl’dür. En derin yeri ise 15 m’dir. Büyükgöl’ün güneydoğusundaki Deringöl, 20 m. uzunluğundaki akan bölümü ile Büyükgöl’e bağlıdır.

Büyükgöl, Yedigöller’de canlı alabalık yetiştirilmesi için damızlık amaçlı kullanılmaktadır. Ülkemizde ilk alabalık üretme istasyonu 1969 yılında burada kurulmuştur. Büyükgöl’ün kuzeyinde ise Seringöl bulunmaktadır.

Diğer platodan 100 m. yükseklikteki platonun en geniş gölü Nazlıgöl’dür. Dibinden sızdırdığı bol miktardaki su, gölün kuzeydoğusunda yüzeye çıkarak bir şelalenin oluşmasına sebep olduğundan “Şelale Gölü” adı da verilir. Aynı platoda Sazlıgöl, İncegöl ve Küçükgöl bulunur. Kuzeyden güneye doğru alçalma gösteren bölgede, en yüksek yer 1488 m. ile Eğrikiriş Tepesi, en alçak yer ise 465 m. ile Kirazçatı’dır.

Yedigöller Milli Parkı bilimsel inceleme ve araştırmalar için de kuvvetli bir altyapıya sahiptir. Çok sayıda bitki türünü içeren milli park, yurdumuzun en güzel, karışık doğal ormanlarına sahiptir. Başlıca ağaç türleri olan kayın, gürgen, meşe, kızılağaç, akçaağaç, karaağaç, titrek kavak, sarı ve kara çam, köknar, fındık, ıhlamur ve dişbudak ağaçları yüksek boylu ve düzgün gövdelidir. Porsuk gibi nesli azalmakta olan bitki türleri de mevcuttur.

Yaban hayvanlarından ayı, domuz, kurt, tilki, sansar, sincap, geyik, karaca ve tavşan ile kuşlardan yabani ördek, yabani güvercin ve keklik vardır. Milli Park sahasında 100’ün üzerinde kuş türü tespit edilmiştir. Bu özellikleriyle Yedigöller Milli Parkı tam bir doğa cenneti durumundadır. Her yıl mayıs-eylül dönemlerinde Büyükgöl ve Deringöl’de ücret karşılığı sportif olta balıkçılığı yapılabilmektedir. Göllerde göl alası ve gökkuşağı alabalığı vardır.

Yedigöller Milli Parkı içerisindeki “Kapankaya Manzara Seyir Yeri”ne çıkılarak gölleri ve eşsiz peyzaj güzelliklerini görmek mümkündür. Bu güzergâh üzerinde bir de anıt ağaç bulunmaktadır. Ayrıca, milli park içindeki geyik üretme istasyonu ziyaret edilebilir.

Sessiz ve sakin bünyesi, güzel manzaraları, değişik arazi şekilleri, yürüyüş yolları, şelaleleri, çeşitli cinste bitki ve ağaçlarla süslü yamaçlarıyla piknik, dinlenme, fotoğraf çekme, spor yapma ve kamp kurma gibi rekreatif faaliyetler yapılırken konaklama ihtiyacı Orman Bakanlığı’na ait 40 yatak kapasiteli bungalov evlerde sağlanabilir. Ayrıca, 1 hektarlık alanda çadırla veya karavanla konaklama da yapılabilir. Deringöl yanında bulunan balık üretme istasyonundan ücret karşılığı canlı alabalık alınabilir. Ziyaretçilere yıllık ortalama 40.000 adet balık satışı yapılmaktadır. Parkın ziyarete en uygun zamanı nisan-kasım ayları arasıdır

Abant Gölü, Bolu’nun 34 km. güneybatısında Abant Dağları üzerinde tabii bir göldür.Ankara–İstanbul D–100 karayolunun ve TEM otoyolunun 203. km’sinden ayrılan 22 km’lik yol ile ulaşılmaktadır. Bolu’ya 34 km., Ankara’ya 225 km., İstanbul’a 258 km. uzaklıktadır. 125 hektar genişliğinde bulunan gölün denizden yüksekliği 1325 m’dir. Yer altı suları ile beslenir. En derin yeri 45 m’dir. Tektonik menşeli Abant Gölü ve çevresinin bitki zenginliği, ayrıca büyük bir açık hava rekreasyon potansiyeline sahip bulunması nedeniyle yörenin 1150 hektarlık bölümü, 1988 yılında “tabiat parkı” olarak koruma altına alınmıştır.

Göl çevresi zengin bir bitki örtüsüne sahiptir. Sarı ve karaçam, kayın, meşe, kavak, dişbudak, gürgen, söğüt, ardıç ağaçları ve ormangülü, ılgın, fındık, muşmula, papazkülahı, alıç, çobanpüskülü, kuşburnu, eğrelti, böğürtlen, çilek, nane, ahududu, sarmaşık, ısırgan, atkuyruğu ve çayır otları başlıca ağaç ve ağaççıkları oluşturur. Göl kenarı ve su içi de çeşitli su bitkileriyle ve nilüferlerle doludur.

Gölde bulunan ve endemik bir tür olan Abant alabalığı “Salmo trutta fario var abaticus” olarak literatüre geçmiştir. Balık meraklıları yılın belirli zamanlarında, ücret ödeyerek bu balığı avlayabilmektedir.

Göl çevresindeki ormanlarda tavşan, tilki, çakal, kurt, ayı, domuz, geyik, karaca, sincap, gelincik;

Su kuşlarından; yaban kazları, yaban ördekleri, balıkçıl, sakarmeke, karabatak, turna;

Yırtıcılardan; şahin, doğan, atmaca, baykuş;

Diğer kuşlardan; toygar, alakabak, karatavuk, bülbül, ispinoz ve saka görülmektedir.

Yöre ormanları geyikler için en uygun yaşam ortamına sahiptir. Bu bölgedeki geyik varlığının normal bir seviyeye ulaşmasını sağlamak amacı ile Abant’ın doğusunda etrafı çevrili bir sahada geyik üretme istasyonu tesis edilmiş olup, tabii üretim çalışmaları özenle sürdürülmektedir. Her yıl bir miktar geyik doğal yaşama bırakılmaktadır.

Çevresi 7 km. olan ve yılın her ayı ayrı güzelliklere sahip bulunan gölde; piknik, kamping, sportif olta balıkçılığı, yürüyüş, bisikletle, faytonla, atla gezinti vazgeçilmez aktivitelerdir. Park girişinde bulunan satış reyonlarında ise bölgede doğal olarak üretilen gıdalar ve hediyelik eşyalar satılmaktadır.

Göl çevresinde bulunan Abant Palace Otel ve Büyük Abant Otel her türlü konfora ve aktiviteye sahip otellerdir. Ayrıca, özel idareye ait Göl Gazinosu ve kendin pişir kendin ye şeklinde hizmet sunan tesisler mevcuttur. Göle ulaşım, şehir merkezindeki terminalden her iki saatte bir kalkan dolmuşlarla mümkün olmaktadır.

 

 

Sarot,sarot  termal,sarot termal vadi,sarot vadi,sarot palace,sarot termal palace,palace,sarot palas,sarot country,sarot termal country,country,sarot vadi,sarot otel,sarot termal otel,otel,burj,al,babas,burj al,burj al babas,sarot babas,thermal,bolu,bolu sarot,bolu sarot termal,bolu sarot termal vadi,bolu sarot termal palas,bolu termal palas,sarot babas,termal,sarot kaplıcaları,sarot termal kaplıcaları,sarot termal otel bolu,Mudurnu termal,Mudurnu termal otel,bolu Mudurnu termal,sarot devremülk,sarot termal devremülk,bolu devremülk

Bolu ve Çevresi Turizm Alanları ve Gezi Merkezleri

 

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir